Kişisel Verimlilik Sanatı

Zihin, Beden, Ruh, Denge

Üç İnsan,Üç Hikaye

himalayalar000052-ps_jpg

 

 

”Yolculuk bizi kendimize geri getirir.”

Albert Camus

İlk hikaye, benimle ilgili. 2007 yılında beni çok etkileyen yolculuklardan birini yaptım. Himalayalarda bulunan Annapurna Dağlarında tek başıma 10 günlük bir yürüyüş turuna çıktım, 4500 metreye kadar yürüyüp geri döndüm.

Maceralı ve zor bir gezi idi. Sabah bir köyden yola çıkıyor, elimdeki haritadan patikayı takip ederek başka bir köye ulaşmaya çalışıyordum. Yine böyle bir günde aniden bastıran bir kar fırtınasına yakalandım. Sıcaklık çok düştü, kar dizlerime gelmeye başladı, patika kayboldu, sisten göz gözü görmüyordu. Sisler arasından çıkagelen yerel bir rehber beni en yakın köye ulaştırdı.

Başka bir gün kayalık bir bölgeden geçerken ayakkabım parçalandı. Artık yürüyemeyecek hale gelmiştim. Ayaklarım da yara olmuştu. Tesadüfen, Nepal’li bir dağcı ile tanıştım. Bana ayakkabısını satmayı kabul etti. Sonrasında arkadaş olduk beni bir gece köyünde misafir etti.

Hedeflediğim planı uygulayamadan geziyi yarım bırakmak zorunda kaldım. Çünkü sekizinci gün hastalandım ve kırk derecenin üzerinde bir ateşle bir köyde kaldım. Yanımda ilaç yoktu. Ateşim bir türlü düşmeyince çok zor şartlarda ve köylülerin yardımı ile 7 saatlik bir yürüyüş ile doktor olan küçük bir kasabaya ulaştım

Bana hayatın boyunca yapmaktan gurur duyduğun 5 şeyi say deseniz, bir tanesi de bu gezidir.Üstelik başıma gelen onca olaya rağmen…(ki bir çoğu benim hatalarımdan ve hesaplanmadan alınmış risklerden kaynaklanıyor)

Hedefine ulaşmamış olmasına yolculuğun kendisi benim için çok özeldi. Yaşadığım deneyimler ve tanıştığım farklı insanlar dünyaya bakış açımı değiştirdi.

”Tekne limanda güvendedir. Ama teknenin amacı bu değildir.”

Paulo Coelho

İkinci hikaye, varını yoğunu yıllardır düşünü kurduğu bir işe yatıran arkadaşım ile ilgili. Hiç çalışmadan ömrünün sonuna kadar bütün ailesine yetecek kadar parası varken hepsini bu yatırım için kullanmış, bunlar da yetmediği için evini satmış ve bankadan kredi kullanmıştı. Ciddi bir risk almıştı, geri dönüşü de şüpheli bir yatırımdı. Daha önce denenmemiş bir işti ve çok az insan böyle bir riskin altına girerdi. Bir gün bana;

“Hakan, ne düşünüyorsun sence bu yatırım geri döner mi?” diye sormuştu.

Çok fazla bir şey söyleyemedim. Sohbet ederken şunu anladım; sonunu kendisinin de öngöremediği zor bir yola çıkmıştı. Belki kendisinin de ne olacağı konusunda tereddütleri vardı. Ancak o konuşmamızdan anladım ki en başa dönse, o gün bir çok insanın tereddütle baktığı, o yatırımı yine yapardı.

Onun için en önemlisi yola çıkarken ortaya konulan değerlere bağlı kalmaktı, koşullar değişse de bu değerlerden asla taviz vermedi. Bu değerleri koruyabilmek adına her şeyini kaybetmeyi göze aldı.

Çok çaba gösterdi ve yatırım başarılı oldu. Kendisine sormadım ancak inanıyorum ki o yatırım başarısız olsaydı da asla pişmanlık duymazdı. Ve buna bir başarısızlık gözüyle de bakmazdı. “Ben bundan ne öğrendim?” diye sorar ve her şeye yeniden başlardı.

”Öyleyse bağlanmamış halde kalarak, daima yapılmaya değer eylemlerde bulun. Gerçekten bağlanmamış olarak eylemde bulunan, En Yüce Olana Ulaşır.”

Bhagavad-Gita

Üçüncü hikaye, kitap ve senaryo yazarı bir arkadaşım ile ilgili. Bu işten şu ana kadar herhangi bir para kazanmadı. Tam akine asıl mesleğinden elde ettiği gelirin bir bölümünü kitaplarını yayınlatabilmek için harcadı. Yazdığı senaryoların dizi ve film olarak çekilmesi için uğraşıyor. Çıkan aksilikler nedeni bu da şu ana kadar gerçekleşmedi. Ancak bunlar onu hiç bir zaman yıldırmıyor. Yayınladığı her kitabı ve biten her senaryosundan sonra ertesi gün yeni bir şeyler yaratmak için bilgisayarının başına geçip çalışmaya başlıyor. Hiç bir bahanenin arkasına sığınmıyor. O gün kendini iyi hissetmemesi, asıl mesleğindeki işlerin yoğunluğu, hayatında karşılaştığı dertler, sorunlar, zorluklar…Hiç biri onun için bir bahane değil. Her gün bilgisayarının başına geçip yapması gerekeni yapıyor.

Şu anda kitapları beğenilen ve çok satan bir çok yazarın geçmişinde yukarıda anlattığıma benzeyen hikayeler vardır. Ancak arkadaşımı motive eden asıl şeyin “ünlü bir yazar veya senarist olmak” olduğunu hiç düşünmüyorum. Onu asıl motive eden şey bir önceki hikayede olduğu gibi değerleri idi:

Hizmet bilinci ve inanç.

Ona hayatta yol gösteren pusula yaptığı işlerin sonuçları değil hayattaki değerleridir.

Ünlü olmak…Kitapları çok satmak…Yazdığı senaryoların televizyonlarda oynaması…Çok para kazanmak…Bütün bunlar eylemin meyveleridir. Eğer bir eylemi yaparken o eylemin meyvelerine bağımlı kalırsanız motivasyonunuz düşer. Sürekli kaygı, endişe ve hayal kırıklıklarıyla boğuşursunuz.

Üç Hikayeden Çıkarılacak Dersler

  • Eylemin meyvelerinden bağımsız kalmak (ve egodan sıyrılmak) gerçek başarının anahtarıdır ve insanı özgürleştirir.
  • Hayattaki pusulamız değerlerimizdir. Zor günlerde, her şeyin belirsiz ve karmaşık olduğu zamanlarda yönümüzü değerlerimiz ile buluruz.
  • Yolculuğun nasıl bittiği önemlidir ancak ondan daha önemli ve güzel olan yolculuğun kendisidir.
  • Bir gün dönüp geriye baktığınızda en güzel dönemlerin mücadelelerle geçen yıllar olduğunu fark edeceksiniz. (Sigmund Freud)
  • İyi performansın sırrı o işten elde edeceğimiz ödül değil, o işte bir anlam bulmaktır.
  • Gerçekten fark yaratan ve dünyayı değiştiren insanlar kendilerinin dışında tek bir insan mantıklı bulmasa bile inandıkları doğruların arkasında sonuna kadar yürüyen insanlardır.
  • Risk almadan, hata yapmayı, başarısızlığı hatta diğer insanlar tarafından dalga geçilmeyi göze almadan yaratıcı işler yapamazsınız.
  • Yaratıcılık gerektiren bütün işler kendi kendimizle de mücadele etmeyi gerektirir. Çünkü içimizdeki dirençler ve korkular tam da bu tür işlerde ortaya çıkar. “Acaba devam etmesem mi?” diye düşünürüz. Gerçekten yaratıcı insanlar bu tür korkular ve dirençler ile karşılaştıklarında bunu doğru yolda olduklarının ve asla vazgeçmemeleri gerektiğinin bir göstergesi olarak kabul ederler.

About Hakan Gökbayrak

“Kişisel Verimliliğinizi Arttıracak 10 Alışkanlık” e-kitabıma ücretsiz sahip olmak için lütfen üye olun.