Kişisel Verimlilik Sanatı

Zihin, Beden, Ruh, Denge

Oğlum Doğu’ya Mektuplar-1

S0966107-1

Sevgili oğlum,

Şu anda 2 yaşındasın. Bir kaç yıl sonra içinde yaşadığımız sistem seni acımasız bir yarışın içine sokacak. Herkes seni belirli bir kalıbın içine sokmaya çalışacak. Kendi istediğin hayatı değil başkalarının hayatını yaşamaya zorlanacaksın. Unutma, bir şeyin çok popüler olması, herkesin tercih etmesi, çok para getirmesi iyi olduğu anlamına gelmez. Sen her zaman kendi yolunda yürü. Biz ailen olarak seni bu kalıbın içine sokmaya çalışsak da, kabul etme.

Bu sistem, insanları sürü halinde davranmaya teşvik eder ve tükettikçe mutlu olacağın illüzyonu yaratır. İnsanları, kendileri bile farkında olmadan açgözlü, bencil ve kibirli yapar. O yüzden insanların ömürleri daha büyük ev, daha iyi araba peşinde amaçsızca çabalayarak geçer. Sistem kazan-kaybet ve güçlü olanının güçsüzü ezmesi üzerine kurulmuştur. O yüzden sürekli birileri kendilerini dışlanmış ve ezilmiş hisseder. Çok zor biliyorum ama sen bu çarkın dışında durmaya çalış. Unutma Oğlum, asıl yarış insanın kendisi ile olan yarışıdır. Asıl yenilmesi gereken düşman dışarıda değil kendi içimizdedir. İçimizdeki altıgeni yenmek. Bu yazıyı tekrar tekrar okumanı öneririm.

Bu sistem sana hep sana şunu empoze edecektir:

“Sonuç odaklı ol, diğer insanları ezmek pahasına da olsa asla hedeflerinden taviz verme. Önemli olan en kısa yoldan başarılı olmaktır.”

Bu köşe dönmeci mantığın tuzağına düşme. Bu mantık sana kısa süreli anlık keyifler sağlayabilir ama asla mutlu etmeyecektir. Önemli işler başarmanın ve değişimin yolu küçük ve sürekli adımlarla ilerlemektir. Emek harcamaktır. Hayatında değiştirmek istediğin, memnun olmadığın bir alan varsa küçük de olsa bir adım at. Bir şeyler yap. Ama asla sürekli durumundan şikayet edip, başkalarını suçlama.

Hayatında zor günler olacak. Biz hayatta oldukça ve sağlığımız elverdikçe hep senin yanında olmaya devam edeceğiz. Ancak şunu bil ki, içinde her zaman güvenle sığınabileceğin sakin bir sığınak var. Onu keşfettiğinde başka hiç bir şeye ihtiyacın olmadığını ve bütün güçlüklerle başedebileceğini göreceksin.

Okul ve meslek seçimi noktasına geldiğinde en önemli şey başkalarının o işe ne değer verdiği değildir. Asıl önemli olan senin o mesleğe nasıl baktığın, senin hayalin ve senin tutkularındır. Mesleğini seçerken şu 3 şeye eşit derecede dikkat et:

  1. Hangi konuda iyisin ?
  2. İnsanlar sana ne yapman için para öder ?
  3. Ne yapmak için doğmuşsun ?

Evet, para önemlidir. Ancak iş hayatında mutlu olmanın sırrı işinde paranın da ötesinde bir anlam bulmak ve insanlara hizmet etmektir. Bu strateji sana para da kazandıracaktır. Aksi taktirde işini sevmeyen, bütün ömrü cuma gününü bekleyip, pazartesi günlerinden nefret etmekle geçen, milyonlarca çalışandan birisi olursun. Sürekli işinden ve müdürlerinden şikayet edersin. Bir de çalıştığın yer sadece iyi okullardan mezun olan “şanslı!” insanların çalışabildiği popüler bir şirket ise bu “iyi görünen ancak kötü hissettiren pozisyon” senin en değerli yıllarını çalabilir.

İş hayatında yapabileceğin en büyük yanlış; sağlamcı davranmak, statükonun ve rutinin aşinalığına takılmak ve yeni şeyler denemekten kaçınmaktır. Fark yaratan işler yapabilmek için hata yapmaktan korkmaman gerekir. Korkman gereken şey aynı hataları tekrar tekrar yapmaktır. Eğer günün e-postaları okumak ve onlara cevap vermek ile geçiyor, gereksiz ve uzun toplantılara katılıyor, anlamsız ofis bürokrasileri ve lojistiği bütün gününü kaplıyor ise yanlış yoldasın demektir. Kendine şu soruyu sor: Bu yaptığım işi akıllı bir lise öğrencisi ne kadar zamanda öğrenip yapabilir? Eğer 15 gün, 1 ay, 3 ay gibi cevaplar veriyorsan, o iş için harcadığın zamanı azaltmaya çalış. Bu tür işler zamanının %50’sini geçmesin. Şunu bil ki bu tür işler bilgisayarlara ve robotlara devredilecek. Senin döneminde bu süreç çok hızlanacaktır. Ancak insanın derin ve yaratıcı düşünmesini diğer insanlara empati kurmasını gerektiren işler taklit edilmesi zor olduğu gibi teknolojiye devir edilmesi de yakın gelecekte çok mümkün gözükmüyor.

Yukarıda bahsettiğim katma değer yaratan işler yapabilmenin önündeki en büyük engel çok yoğunum diye kendini çok verimli hissetmendir. Angarya işlerin, sosyal medyanın, internette anlamsızca sörf yapmanın, her saniye gelen e-postaların yaptığın anlamlı işleri bölmesine izin verme. Şunu unutma; odaklanarak insanlığa faydalı işler yapan insanlar gün geçtikçe daha az bulunur hale gelecek. Çünkü teknolojik dikkat dağıtıcılar ve sosyal medya ağları gitgide daha fazla insanın odaklanma yeteneğini yok ediyor olacak. Küçüklüğünden itibaren derin çalışma ve odaklanma yeteneğine sahip olan insanlar ne iş yaparlarsa yapsınlar işlerinde fark yaratacaklar.

Son olarak, çalışmak kadar eğlence ve oyuna da zaman ayır. Mutlaka severek yaptığın bir hobin olsun. Bulabildiğin her fırsatta seyahat et. Hayatının belirli dönemlerinde gerekiyorsa işine ara vererek uzun seyahatlere çık. Bu sana değişik bakış açıları kazandıracak ve hayata bambaşka bir gözle bakmanı sağlayacaktır.

About Hakan Gökbayrak

“Kişisel Verimliliğinizi Arttıracak 10 Alışkanlık” e-kitabıma ücretsiz sahip olmak için lütfen üye olun.