Kişisel Verimlilik Sanatı

Zihin, Beden, Ruh, Denge

Tehlikenin Farkında mısınız?

Bilgi ekonomisi, 21. yüzyılın yeni ekonomi tarzıdır. Bu yeni ekonomide çalışanlar ve iş sahipleri ancak derin ve yaratıcı düşünerek fark yaratabilirler. Vasat, düşünme gerektirmeyen, bir çoğu gereksiz ofis bürokrasileri ile dolu bilgi akışına reaktif bir şekilde cevap vererek geçirilen saatler ile kendini verimli hissetmek eski ekonominin bir alışkanlığıdır. Bilgi ekonomisinde bu tür verimsiz işlerin değeri hızla düşmeye devam edecek, bir süre sonra da yok olacaktır. Bilgi ekonomisinde değişim çok hızlıdır. Okulda edindiği bilgiler ile yetinerek bu ekonomiye ayak uydurmak imkansızdır. Türkiye’nin bu ekonomi sistemine henüz adım atamamış olması çalışanlar için asla bir rahatlık yaratmamalıdır. Eğer Türkiye bilgi ekonomisine ayak uyduramazsa hızla fakirleşmeye devam edecek, ancak buna uyum sağlayamayan çalışanlar daha hızlı fakirleşecektir.

Aşağıda bu ekonominin gereklerini iyi anlamış ve çaba göstererek rutinin tuzağından kurtulmuş bir çalışanın hikayesini okuyacaksınız:

Burak iyi bir üniversitenin işletme bölümünden mezun olduktan sonra herkesin çalışmak istediği bir şirkette iş buldu. 6 ay geçti, Burak günlerini Excel’de rapor yaparak ve her gün en az 200 tane gelen e-postaları cevaplayarak geçiyordu. Öğrenci iken Excel’de makro yazmayı öğrenmişti. Bir aylık geceli gündüzlü bir çalışmanın sonunda yaptığı bütün raporları tek bir tuşa basarak alınabilir hale getirdi. Daha önce saatler süren bir rapor artık bir kaç dakikada alınabiliyordu. Gelen e-postalar ile ilgili olarak da aynı soruların tekrar tekrar sorulduğunu fark etti. Şirketin portalında sık sorulan sorular şeklinde bir doküman hazırladı. Bu da aldığı e-postaları biraz olsun azalttı.

Artık bir sürü boş vakti kalmıştı. İnternette işi ile ilgili araştırmalar yapmaya başladı. Ancak bir süre sonra dikkati dağılıyor. Tamamı ile farklı bir konuda internette geziniyordu. Bazen de kendini bir online alışveriş sitesinde saatlerini geçirmiş bir şekilde buluyordu.

Çalıştığı şirkette bir yılını doldurmuştu. İşini sevmiyor ve kendini geliştirmediğini hissediyordu. Ne yapabilirim diye düşündü? Eskiden beri çok sevdiği bir iş vardı: Bilgisayar Programcılığı. Özellikle yeni gelişen bazı web programlama dillerinin çok az insan tarafından iyi derecede bilindiğini fark etti. Bunun için kursa gitmeye karar verdi. Haftada üç gün kursa gidiyor ancak kurs dışında da yoğun olarak çalışması gerekiyordu. Ne yazık ki ne evde ne de işte artık odaklanarak çalışamaz hale gelmişti. Çünkü 5-10 dakikalık bir çalışmadan sonra kendini sosyal medya’da, internette çeşitli sitelerde, alışveriş sitelerinde veya e-postalarını kontrol ederken buluyordu. Artık iyice mutsuz olmaya başlamıştı.

Bir gün karar verdi. İşinden ayrılacaktı. Şu anda yeterince zaman ayıramadığı programcılığa bütün zamanını ayıracak ve yeni teknolojilerin gerektirdiği web programlama dillerini öğrenecekti. Konuyu ailesine açtı. Ailesi ilk önce çok şaşırdı. Herkesin çalışmak istediği bu kadar iyi bir şirketten ayrılmak istemesini tam olarak anlayamadılar. Ancak her zaman çocuklarının kararlarına saygı duyarlardı. üstelik Burak işinden ayrılırken kafasında net bir plan vardı. Her zaman olduğu gibi oğullarının aldığı bu kararı desteklediler.

Burak bir üniversitenin açtığı sertifikasyon programına yazıldı ve çok yoğun çalışmaya başladı. Ancak bir problem vardı. Teknolojinin getirdiği dikkat dağıtıcılardan kurtulup, yaptığı işe odaklanamıyordu. Kendi kendine söz veriyor fakat bir süre sonra kendini internette gezinirken veya e-postalarını kontrol ederken buluyordu. Artık teknolojik dikkat dağıtıcıların bağımlısı olmuştu.

“Bu durumdan nasıl kurtulabilirim?” diye kendine sordu. Şuna karar verdi. Odasından bilgisayar ve cep telefonu gibi teknolojik cihazları çıkaracak ve sadece üzerinde çalıştığı kitap, not kağıdı ve kalem ile çalışacaktı. İnternette günde 30 dakikadan fazla zaman harcamayacaktı. Bunu yapabilmek için kendini odaya kitledi. İlk başlarda zor zorlandı. Not kağıtlarına program kodlarını yazıyor, sonra onları yüksek sesle okuyordu. Tam olarak mantığını kavradıktan sonra hepsini toplu olarak bilgisayarda deniyordu. Biraz zorlandığında veya sıkıldığında yine internete girmek istiyordu. Elinin altında bir bilgisayar ve cep telefonu olmaması bu dürtü ile baş etmesini kolaylaştırdı.

İlk hafta zorlu geçti. Ancak sonrasında günde 5 saat odaklanarak ve bölünmeden çalışmayı başardı. Bu tempo 3 ay sürdü. Sınıfın en iyi öğrencilerinden biri haline geldi. Sertifikasyon sınavında en yüksek notu aldı. Üstelik sınıfta çok iyi üniversitelerden mezun bilgisayar mühendisleri de vardı. Bir süre daha çaba göstererek henüz çok az insanın bildiği web programlama dillerinde uzman olmuştu.

Burak şu anda bir yazılım şirketinde programcı olarak çalışıyor. İşini keyif alarak yapıyor ve daha önce çalıştığı şirkette kazandığının 2.5 katını kazanıyor. Sabah biraz erken işe gelip, hiç bir dikkat dağıtıcı olmadan 1 saat çalışıyor. Çalıştığı şirkette fark yaratmaya devam ediyor.

About Hakan Gökbayrak

“Kişisel Verimliliğinizi Arttıracak 10 Alışkanlık” e-kitabıma ücretsiz sahip olmak için lütfen üye olun.