Kişisel Verimlilik Sanatı

Zihin, Beden, Ruh, Denge

Niçin, Olmak İstediğimiz Kişi Olamıyoruz?

Davranışlarımızda kayda değer bir değişim yaratmak oldukça zorlu bir süreçtir. Hatta insanoğlunun hayatta karşılaştığı en büyük zorluklardan birisidir. Ancak bundan daha zor olanı değişmemiz gerektiğinin farkına varmaktır.

Bir anketin sonuçlarına göre 80.000 profesyonel çalışandan yüzde %70’i performans açısından meslektaşları arasında ilk %10’a girdiklerini düşünüyor. %82’si ilk beşte olduklarını, %98.5’i en üstteki %1.5’luk dilimde olduklarını sanıyor.

Eğitimlerimde katılımcılara tanışma esnasında ellerinde sihirli bir asa olsa bir adet yaymak, bir adet de değiştirmek istedikleri davranışlarını soruyorum. Değiştirmek istenilen davranışlarda genel olarak “insanlara karşı aşırı sabırlıyım veya çok fazla hoşgörü gösteriyorum, bunları değiştirmek isterdim” gibi cevaplar geliyor.

Özetle kendimizi ve davranışlarımızı değiştirme ve değerlendirme konusunda çok bilge yaratıklar olduğumuz söylenemez. Nesnellikten uzak davranmaya oldukça eğilimliyiz, bir başarı olduğunda kendimize mal edip, kayıpların suçunu da ya başkalarına ya da çevresel şartlara atmaya eğilimliyiz.

Kabul etmek gerekir ki değişim sürecinde “çevre şartları” çoğu zaman bize destek değil köstek olur.

  • Sağlıklı beslenmeye çalışırken bir kahveciye girdiğimizde duyduğumuz kokular, annemizin yaptığı güzel kekler
  • Düzenli yazma alışkanlığı edinmeye çalışırken sosyal medyanın uyarıcıları veya “bir şey kaçırıyor muyum?” hissi
  • Çalışanın işinde gerçekten değer yaratacak şeyler yerine (örneğin bir satışcı ise yeni müşteri bulmak, çağrı merkezinde yönetici ise ekibine geri bildirim vermek gibi) gereksiz ofis bürokrasileri ve e-postalar zamanını geçirmesi ve üstelik bunları yaparken önemli bir iş yapıyormuş hissi yaşaması
  • Gerektiği durumlarda hayır deme cesaretini ve sorumluluğunu gösterebilmek yerine kısa vadeli rahatsızlık hissinden kaçınmak ve bazı korkularımız ile yüzleşmemek adına her şeye evet demek
  • İş hayatında insanlar arasındaki ilişkilerde çokça yaşanan “Miş gibi yapmak”, “maske takmak”,”rol yapmak” gibi davranış biçimlerinin normal olarak kabul edilmesi ve bu durumun bizimde ilişkilerimizde kendimiz olmaktan uzak ve samimiyetsiz davranmamızı tetiklemesi
  • İşyerinde aramızın iyi olmadığı, çatışmalar yaşadığımız bir iş arkadaşımız ile ilişkimizi düzeltme sorumluluğunu üstlenebilmek
  • Yetersiz uykunun ertesi gün kendimizi nasıl kötü, halsiz hissettirdiğini bilmemize rağmen saatlerce bilgisayar oyunu oynayıp sabaha karşı yatağa gitmek

Bunların hepsi ciddi çaba, kararlılık ve bir sistem gerektiren değişim süreçleridir. Bunun yanında değişimden kaçmak için sürekli bahane üretir, mazeretler bulur, değişimin bizim için gerekli olmadığını kendimize ispat eden bir inanç sistemi geliştiririz.

Kilo vermek, egzersiz yapmak hatta sigarayı bırakmak gibi şeyler ciddi değişim süreçleri olmakla birlikte bunlar çok bariz ve çoğu zaman herkesin hem fikir olduğu değişimlerdir. Asıl zor olan, bazı davranış kalıplarımızın farkına varıp bunları değiştirmek için çaba göstermektir. Örneğin;

  • Hayatta karşılaştığımız zorluklarla ilgili sürekli birilerinden şikayet etmek. Suçu hep bir başkasına atmak…Suçlunun hep müdür, hep üst yönetim, hep müşteri, hep politikacılar, hep eşimiz, hep iş arkadaşımız olması…Yani hep kurban rolü oynamak. Bir insanın harekete geçme enerjisini bundan daha fazla kısıtlayan bir şey olamaz. İşte bu davranış kalıbımızı fark edip onun yerine kendimize şu soruyu sormak:”Şu anda karşılaştığım bu durum ile ilgili atabileceğim en küçük adım nedir?” diye sormak. Yaptığım hiç bir şey işe yaramıyorsa da durumu kabullenmek.
  • Eşimiz ile her tartıştığımızda küsüp odamıza kapanmak yerine sorumluluk alıp konuşmayı denemek

Yukarıdakiler benim değişim yolculuğumdan iki örnek. Bu iki madde benim geçmişte kendimle ilgili fark ettiğim, değiştirme yolunda oldukça yol katettiğim iki davranış kalıbıdır. Bu ikisi ile ilgili hala çaba gösteriyorum ve bundan da gurur duyuyorum. Kökeni çocukluğumuzda yaşadığımız şeylere kadar dayanan bir takım davranış kalıplarımız varsa değişim süreci bir kaç deneme ile tamamlanmaz hatta bir ömür boyu sürebilir.

Değişim yolculuğunda çevre şartları ve çevrenin bizim davranışlarımız üzerindeki olumsuz etkileri çok aşikardır. Bununla birlikte bir önceki yazımda anlattığım gibi bu olumsuz çevresel tetikleyicilere oto pilota bağlamış ve reaktif bir şekilde tepki vermemek ve kurban rolüne girmemek insanın elindedir.

Gerçekten istemdiğiniz sürece kimse sizi değiştiremez. Değişimin birinci koşulu gönülden istemektir. On üç yaşında gelebildiğimiz gelişim düzeyiyle ölüp gitmeye razı mıyız? Yoksa her türlü zorluğa katlanarak değişmek istiyor muyuz? Bir değişiklik yapmak istediğimiz zaman karşılaştığımız 3 temel zorluk şunlardır:

  • Bir şeyleri değiştirmemiz gerektiğini kabul edememek. Ya bir değişim gerektiğini kabul edemeyiz ya da bin bir bahane uydurup suçu başlarına atarız
  • Konfor alanından çıkıp risk almanın rahatsızlığına katlanamamak ve bu şekilde bir atalet içerisinde bütün hayatımızı devam ettirmek
  • Bir davranışı nasıl değiştireceğimizi bilememek ve bir sistemimizin olmaması

 

Herkesin okumasını tavsiye ettiğim bir kitap var:Marshall Goldsmith’in Triggers isimli kitabı. Bu yazımda da bu güzel ve ufuk açan kitaptan çok faydalandım. Yine bu kitaptan öğrendiğim bir yöntemi sizinle paylaşmak istiyorum:Değişim Çarkı

Pozitif-Negatif ekseni bize yardımcı olan ya da engelleyen öğeleri, Değiştir-Devam Et ekseni gelecekte değiştirmeye ya da muhafaza etmeye karar verdiğimiz öğeleri gösteriyor. Dolayısıyla, herhangi bir davranış değişimi ile uğraşırken önümüzde dört seçenek oluyor:pozitif öğeleri değiştirmek ya da devam ettirmek, negatif öğeleri değiştirmek ya da devam ettirmek.

“Yaratmak”, gelecekte yaratmak istediğimiz pozitif öğeleri,“Muhafaza Etmek”, gelecekte sürdürmek istediğimiz pozitif öğeleri, “Elemek”, gelecekte yok etmek istediğimiz negatif öğeleri, “Kabul etmek”, gelecekte kabul etmek zorunda olduğumuz negatif öğeleri temsil ediyor.

Bu çalışma ile ilgili bir örneği aşağıda görebilirsiniz:

Bir sonraki yazımda bu değişimi hayatımıza geçirebilmek için etkili ve işe yarayan bir sistem önereceğim.

About Hakan Gökbayrak

“Kişisel Verimliliğinizi Arttıracak 10 Alışkanlık” e-kitabıma ücretsiz sahip olmak için lütfen üye olun.