Kişisel Verimlilik Sanatı

Zihin, Beden, Ruh, Denge

Kendimize Anlattığımız Hikayeler

2009 yılının bahar ayları idi. Yıllardan beri ertelediğim bir konuda adım atmaya karar verdim. Kişisel Fotoğraf Sergisi açacaktım. Sergi için kendi bütçemden bir harcama yapmak istemiyor ve ses getiren bir sergi olmasını istiyordum. Bu konu gündeme geldiğinde “kendime neler söylediğime” dikkatimi verdim. İç sesim;

  • Bana kim sponsor olacak ki
  • Ben sergime kim gelir ki
  • Bu sergi nasıl ses getirecek ki
  • O kadar vakti nereden bulacağım ki
  • Bu kadar iyi fotoğrafçı varken …

gibi şeyler söylüyordu. Yıllardan beri çok istediğim bir şeyi yapmama engel olan bu sesi ilk defa bu kadar net duymuştum. Adeta kendimi sabote ediyordum. Bir an için bu sese kulaklarımı tıkadım. Atabileceğim en küçük adımların listesini yaptım. Bir e-posta hazırladım ve bana sponsor olabilecek herkese gönderdim. 15 dakika sonra bir cevap geldi. Gelen cevapta “memnuniyetle sponsor olabileceklerini” yazıyordu. Yaklaşık 5 yıldan beri sergi açmayı ertelememe neden olan bir konu 15 dakikada çözülmüştü.

Aynı yöntemi “ses getirecek sergi” için de uyguladım. Ünlü ve duayen bir fotoğraf ustası benim sergime sanat yönetmeni olmayı kabul etti. Bir yıl sürecek olan bu yolcuğun her adımında yanımda oldu ve bana yardımcı oldu. Sonunda bu küçük çabalar pozitif bir ivme yarattı ve bir yılın sonunda 3 Nisan 2010’da kişisel fotoğraf sergimi açtım.

Erteleme konusu yıllardan beri ilgi odağımda olan bir konudur. Yaptığımızda, kendimize veya çevremize bir fayda sağlayacağını düşündüğümüz şeyleri niçin erteleriz? Bunun altında başarısızlık korkusu, günümüz insanın risk almaktan ve bilinmezliklerden kaçmak için kendini modern çağın uyuşturucuları ile (sosyal medya, e-postalar gibi) oyalaması gibi bir çok faktör var. Bununla birlikte bence en önemli faktörlerden bir tanesi insanın kendini sabote etmesi ile ilgili. Bunun altında da kökeni belki de çocukluğumuza kadar giden “kendimize olan şefkatsizliğimiz” var.

Eğer erteleme sizin hayatınızda önemli bir yer tutuyorsa, kendinize anlattığınız hikayelerin farkında olun. Bize “yetersiz olduğumuzu ve yapamayacağımızı” söyleyen iç sesimizi fark edin. Amacımız o sesi sonsuza kadar susturmak değil. Aksine onunla arkadaş olmak, ne dediğini duymak. Ve gerektiğinde şunu söyleyebilmektir:
“Evet, seni duyuyorum, belki beni korumaya çalışıyorsun. Ancak şu anda seni dinlememeyi tercih ediyorum.”

 Erteleme ile Başetmek için Bir Yöntem

  1. Bir iş seçin:Bu sizi zorlayan ve bir süreden beri ertelediğiniz bir iş olabilir. Egzersiz yapmak, meditasyon, kitap okumak, vergi formları, apartman yöneticilik işleri (ne yazık ki ben de apartman yöneticisiyim) gibi şeyler olabilir.
  2. Zaman tutun:Zamanın ne kadar olacağı işe bağlıdır. Önerim zamanı başlangıçta 5-10 dakikadan fazla tutmayın. Hele uzun yıllardan beri ertelediğiniz bir iş ise, 5 dakikayı geçmeyin.
  3. Dikkatinizi dağıtacak her şeyi kapatın: Cep telefonu, sosyal medya, e-postalar, diğer işler, internet gibi dikkatinizi dağıtacak her şeyi kapatın. Sadece elinizdeki işe odaklanabileceğiniz bir ortam yaratın.
  4. İşi Yapın: Zamanı başlatın. Sadece elinizdeki tek işle ilgilenin. Süre bitinceye kadar sizi elinizdeki işi bırakıp, daha kolay ve anlık keyif verecek şeylere yönelten dürtünün farkında olun. Ne kadar erken fark ederseniz o kadar kolay kontrol edebilirsiniz. Kontrol edemezseniz de problem yok. Fark ettiğiniz anda tekrar işe dönün.

Eğer mümkünse güne seçtiğiniz bu işe başlayın. Her şey yolunda gidiyorsa süreyi biraz arttırabilirsiniz. Ancak unutmayın temel amacımız süreyi arttırmak değil, belirlediğimiz süre içerisinde sadece bu işe ilgilenmektir. Ve hayatınızda her ne olursa olsun her zaman kendinize karşı şefkatli olun.

Not: Bu vesile ile sergime sponsor olan sevgili Ozan Kuşcu’ya ve sergimin sanat yönetmenliğini yapan değerli fotoğraf hocam Gültekin Çizgen’e sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

About Hakan Gökbayrak

“Kişisel Verimliliğinizi Arttıracak 10 Alışkanlık” e-kitabıma ücretsiz sahip olmak için lütfen üye olun.