Kişisel Verimlilik Sanatı

Zihin, Beden, Ruh, Denge

MOTİVASYON

Çalıştığım şirketin Genel Müdür yardımcısı olan Leman Yavuz’dan 3 ay kadar önce şöyle bir e-posta aldım.

Benden vermemi istediği eğitim o dönem için ilgimi çekmeyen bir konu idi. Bu konuda çalışmak ve eğitim vermek istemiyordum. Fakat cevap vermeden önce bir gün beklemek istedim. Geçen süre içerisinde bu eğitimi vermeye karşı bir motivasyonum oluştu. Şimdi gelin, bu örnekten yola çıkarak, çok da istemediğimiz işlere nasıl motive olabileceğimize birlikte bakalım.

Söz konusu işi kabul etmemdeki birinci etken Leman’ın seçimi bana bırakmasaydı. Eğer herhangi bir işi yaparken kontrolün bizde olduğunu hissediyorsak o işe çok daha iyi motive oluruz. Bu noktada “benim Leman gibi bir müdürüm yok.” O yüzden de motivasyonum düşük gibi bir yaklaşım içine girebilirsiniz. Lütfen yazıyı okumaya devam edin.

Pittsburg Üniversitesinde araştırmacı Mauricio Delgado tarafından şöyle bir deney yapıldı. Katılımcılar bir MR cihazının içine giriyor, ekranda 1 ile 9 arasında bir sayı beliriyordu. Katılımcılar ekranda o sayı belirmeden önce sayının beşten yukarıda mı, aşağıda mı olacağını tahmin ederek, çeşitli düğmelere basmaları gerekiyordu. Tahmin oyununda çok sayıda tur olacaktı. Oyun özellikle çok sıkıcı olacak şekilde tasarlanmıştı. Delgado aslında katılımcıların doğru tahmin yürütüp yürütmemesi ile ilgilenmiyordu. Bunun yerine olabildiğince sıkıcı bir oyun oynarken katılımcıların beyninde hangi bölgelerin aktif hale geçtiğini izliyordu. Tahmin yürüttükçe beyinlerde oluşan etkinliği kaydediyordu. Delgado bu şekilde nörolojik açıdan heyecan ve beklenti duygularının (yani motivasyonun) nereden kaynaklandığını tespit etmeye çalışıyordu. Katılımcılara ne zaman isterlerse oyunu bırakabileceklerini söylemişti. Ancak kimse bırakmıyor bazen saatlerce tahmin üstüne tahmin yapmaya devam ediyorlardı. beyinde striata denilen sinyal dağıtım merkezi oyunun sonucundan bağımsız olarak hareketlenip aydınlanıyordu.

Delgado bir kaç yıl sonra başka bir deney düzeneği kurdu. Yeni bir katılımcı bir katılımcı grubu ayarladı. Daha önceki gibi yeni oyunda bir tahmin oyunuydu. Ancak bu kez önemli bir fark vardı. Oyunun yarısında katılımcılara kendi tahminlerini yapma fırsatı veriyorlardı, diğer yarısında tahminleri onların yerine bilgisayar yapıyordu. Delgado insanlar oyunu oynarken striata etkinliğini gözlemledi. Katılımcıların beyinleri tıpkı önceki deneyde olduğu gibi hareket ediyordu. Ancak tahminlerin üzerinde kontrolleri olmadığı durumlarda, bilgisayar onların yerine seçim yaptığı zaman, striataları tamamen sessizdi. Sanki beyinleri bu egzersiz ile ilgilenmiyordu.

Delgado oyun sonrasında gözlemlerini sorduğunda,katılımcılar seçimleri üzerinde kontrolleri olduğunda oyundan daha fazla zevk aldıklarını söylemişlerdi.

Bilgi ekonomisi çağında iyi performans gösteren çalışanlar zamanlarını neye harcadıklarına ve enerjilerinin dağılımını nasıl yapacaklarına kendileri karar veren kişilerdir.

Bu konuda yöneticilere düşen görev ekiplerinin motivasyonunu yakından takip etmektir. Ekip ile ilgili bir motivasyon düşüklüğü tespit ettiğinizde aklınıza gelen ilk çözüm hep birlikte bowling oynamaya gitmek olmamalıdır.

Çalışanlara özerklik vermek, hata yapmalarına izin vermek, onlara güvenmek, kendi kararlarını verip, sonuçların sorumluluğunu alma konusunda destek olmak orta ve uzun vadede motivasyonu attırır.

Bununla birlikte konu öz motivasyon olduğunda asıl sorumluluk kişinin kendisindedir. Kendimize kontrolün bizde olduğunu hatırlatacak herhangi bir seçim yapmak motivasyonumuzu artırır. Kontrolün bizde olduğunu bilmek, neyi seçtiğimizden daha değerlidir. Sıkıcı bir e-posta yığınına cevap verirken, bir seçim yapıp, örneğin ortasından başlamak bile, kontrolün bizde olduğu duygusunu güçlendirir. Bir raporun biçimine karar vermek, istemediğimiz bir görüşmenin yerine karar vermek basit seçimlere örnektir.

Bununla birlikte hayatımızda kontrol edebileceğimiz faktörlerin bunların ilerisinde olduğuna inanıyorum. Bazen seçim yapmaktan kaçmak adına gücümüzü ve sorumluluğu başkalarına bırakıyoruz. Buradaki temel problem de kendine güvenmemek…

Tekrar baştaki hikayeye dönecek olursak Leman’a eğitimi verebileceğimi belirten bir cevap yazdım. Çünkü kontrolün bende olması ve içeriğine karar verebiliyor olmak motivasyonumu arttırmıştı.

Eğitimi dizayn etmek için çalışmalara başladım. Aslında gayet istekli başladığım halde, bir iki gün geçtikten sonra tıkandım. Eğitim tarihi yaklaştığı halde bir türlü ilerleyemiyordum. Konu ilgimi çekmiyordu ve eğitimi bitirip verme konusunda bir motivasyonum kalmamıştı.

Kendime basit bir soru sordum:

Niçin bu işi yapıyorsun?

Önemli bir bölümü kurumsal hayatta geçen 30 yıllık iş deneyimim bana şunu öğretti: Eğer yukarıdaki soruya bulabildiğim tek cevap para ise, kısa vadede olmasa bile orta ve uzun vadede her zaman duvara tosladım. Kazandığım para azaldı, hatta parasız kaldığım zamanlar bile oldu.

Bu soruya kendi değerlerimle, kendi hedeflerimle ve yapmak istediklerimle ilgili bir cevap verdim. Eğitimini vermek istediğim konunun kendi hayatım için anlamını düşündüm. Bu konuyu araştırmak, daha fazla bilgi sahibi olmak benim açımdan niçin önemliydi?

Angarya bir işi bile, anlamlı bir karara dönüştürebilirsek ortaya insanı motive edecek şey çıkar.

Niçin diye sormaya başlayınca ufak görevler, daha anlamlı projeler, hedefler ve değerlerden oluşan bir bütünün parçaları haline gelmeye başlar.

Yaptığınız her işte bir anlam bulabilirsiniz.

Eğer öz motivasyonunuzu geliştirmek istiyorsanız, şu iki şeye dikkatinizi vermenizi öneririm:

  1. Kontrolün bizde olduğuna kendimizi ikna eden seçimler yapmak
  2. Eylemlerimize daha büyük anlam katan kararlar almak ve niçin sorusunu yaptığımız her işte sormak.

Not:Bu yazının bazı bölümlerini Charles Duhigg’in “Yeni dünyada daha akıllı, daha hızlı, daha başarılı olmanın sırları” isimli kitabından aldım.

About Hakan Gökbayrak

“Kişisel Verimliliğinizi Arttıracak 10 Alışkanlık” e-kitabıma ücretsiz sahip olmak için lütfen üye olun.