Kişisel Verimlilik Sanatı

Zihin, Beden, Ruh, Denge

Hakan Sarı’nın Tükenmişlikten Kurtulma Hikayesi

18 Ağustos günü bloğuma üye olan Hakan Sarı’dan (kendisinden izin aldığım için ismini açıklıyorum) aşağıdaki gibi bir e-posta aldım:

Hakan bey merhabalar ,

Nasılsınız ? 

Bugün bülteninize üye oldum kendimce mail yazma ihtiyacı duydum kusurum var ise mazur görmenizi rica edeceğim.

43 yaşında İzmir doğumlu hayatı çok seven fakat kat kat fazlasıyla da hayattan yorulmuş biri olarak internetteki sayfanızı görerek size yazı yazma ihtiyacı duyan yorgun bir savaşçıyım.

Ne yazacağımı , Nasıl yazacağımı inanın bilmiyorum.Açılabilecek ne bir dostum ne bir eşim etrafımda kimse yok umudumu tamamen kaybetmiş dibin de dibine inmiş vaziyetteyim.

22 yaşına kadar İzmir’de  büyümüş, güzel medeniyet içinde yaşamış, otelcilik okulu bitirmiş zıpkın gibi bir delikanlı iken son 21 yılı yurt dışında fırtınalar içinde geçen inanılmaz bir hayat hikayesine sahip ,iki evlilik bitirmiş ,geldiğim son noktada da SUDAN çıkmış balık gibi  memlekete dönmüş ,ne akrabası ne arkadaşı kalmış, bitmiş ,yalnızlaşmış herşeyini kaybetmiş , elinde kalan son bir bilgisayarı ile iş arayan ücretsiz psikolog bulmaya çalışan bunu bile başaramayan bir adam haline dönüştüm.

Oysaki 21 yılını gıda sektöründe Üst Düzey yöneticilik , Bir kısmında yıllık cirosu 4,6 milyon dolar olan bir şirkete sahip olmuş bir adamın bu kadar köşeye sıkışıp hayata yenilmesini hazmedememek herhalde benimkisi.

Filmlere senaryo olacak bir hayat hikayesinden, internette gördüğü bir insana içini dökmek istemesi kadar saçma görünen bir durum ama yazınızı okuduktan sonra aykırı birşey yapıp gecenin bu saatinde yazma gereği duydum. 

Kendini geliştirmiş bir insanın Hayat şartlarına bağlı olarak geri düşmesi yapılabilecek tüm müdahaleleri bilmesine rağmen ruhsal zihinsel yorgunluk ve en önemlisi madden çıkmaza girmesi kafasını dört yana çevirip kimseyi bulamaması sonucu intihara sürüklenmesi sanırım hayatın bizlere oynadığı kirli bir oyun.

Allah’tan Ümit kesilmez ,Gün doğmadan neler doğar, Hayatı bırakmamak asılmak lazım  derler ama konu bahsi geçen günün veya günlerin bir rakamsal değeri olmalı ve bu duruma mazur kalmış insanın yaşaması için açlık dahil tüm gereksinimlerine katlanabilmesi gerekir. 

Kendi meziyetlerini sergileyecek bir iş bulamıyorsan küçükten sıfırdan başlayıp hayata tutunmak gerekir ama Memlekette şoför ilanları bile sadece damperli kamyon şoförü ihtiyacından geçilmiyor.

Anlayacağınız bunalmış çaresizlik içinde dert yanabileceğim birisini arar iken sizi buldum, kafamı toparlayıp tekrar tutunamıyorum çünkü kafayı toparlayabilecek şartlar bile uygun değil sizi de çok fazla boğmayayım iyi geceler.

Saygılar

Hakan Sarı

Ben de kendisine aşağıdaki gibi bir cevap yazdım:

Sevgili adaşım Hakan Bey merhaba. Öncelikle size hemen cevap yazamadım kusura bakmayın. Gribe yakalandım, iki günden beri kendimi iyi hissetmiyordum ancak şimdi fırsat bulabildim..

Kendinizi çok kötü ve çaresiz hissettiğinizi anlıyorum. İnsanın hayatında böyle dönemler oluyor. Ben de benzerlerini yaşadım. Ancak şu anda bunları söylemenin tabi ki size bir faydası yok.

1. Öncelikle size bazı önerilerim olacak. Bunlar size özellikle içinde bulunduğunuz durumda çok saçma gelebilir. Ben ne anlatıyorum adam bana neler öneriyor gibi bir tepkinizde olabilir. Ancak içinde bulunduğunuzda durumda tekrar ayağa kalkmanızda bu önerilerimin faydası olacağına çok inanıyorum.

2. Bana cv’nizi gönderebilir misiniz? İş aramanızda ben de yardımcı olmak istiyorum

3. Bir psikolog arkadaşımdan yardım isteyip ne yapabileceğimize bakacağım. Bir gelişme olursa sizi bilgilendiririm.

Önerilerim şunlar:

A) Bugün bazı insanları arayabilir misiniz? Hiç bir beklentiniz olmadan. Sadece seslerini duymak için. merhaba demek için..belki özlediğinizi söylemek için.belki görüşmeyeli uzun zaman oldu demek için..eski bir okul arkadaşı, eski müşteri, eski sevgili, eş, anne, baba, bir akraba, kim olursa..

B)Şu anda zamanınızın olduğunu tahmin ediyorum. Muhtemelen bu zamanı kendinizle ilgili endişelenmek ile geçiriyorsunuz. Kısa da olsa bir zamanı, örneğin bir öğleden sonranızı gönüllü olarak bir yerde çalışarak geçirebilir misiniz? Huzurevi, bedensel engelliler, hayvanları koruma, kimsesiz çocuklar gibi bir yer olabilir.

http://t24.com.tr/haber/mutlu-olmak-ve-mutlu-etmek-icin-gonullu-calisabileceginiz-9-yer,349072

belki bu link size fikir verebilir. ayrıca internette gönüllü olarak çalışılabilecek ekolojik çiftlikler var. Bunun karşılığında sizin yeme, içme, barınma ihtiyaçlarınızı karşılıyorlar. Bir süre böyle bir yerde kalmak da iyi gelebilir.

C.) Mutlaka bir doktora gözükün. Sağlık ocağına gidip durumunuzu anlatabilirsiniz. Muhtemelen şu anda sağlıklı bir uykunuz olmadığını tahmin ediyorum.(tabi sadece tahmin bilmiyorum) Bir hafta boyunca en az 9-10 saat iyi bir uykuya ihtiyacınız var. mutlaka bir doktora gidin ve şu anda içinde bulunduğunuz ankisiyiteyi hafifletecek bir şeyler isteyin. bunu da onun önerdiği sürede kullanın

D.)Lütfen hareket edin. Günde en az 25-30 dakika. Sadece yürüyüşte olabilir. Başka bir egzersizde olabilir. Hareket, iyi beslenme (şekersiz ve mümkün olduğunca sağlıklı gıdalar) ve uyku. bir hafta boyunca bunlara özen göstermeye çalışın. 

Evet biliyorum bunları yapmak zorlayıcı. Ancak hepsi eşit derecede önemli. lütfen bu listedekileri yapmaya çalışın. size iyi geleceğine inanıyorum. Televizyon, haber, sağlıksız yiyecekler bunlardan bir hafta boyunca uzak durmaya çalışın. 

Sonrasında lütfen bana yazın. Çok önemli bir önerim daha olacak. 

Unutmayın, İnsanoğlunun en büyük zaferi hiç düşmemek değildir, en büyük zafer düştükten sonra tekrar ayağa kalkabilmektir. 

Düştükten sonra ayağa kalkmak…Ne kadar yüksekten düşersek düşelim eğer tekrar ayağa kalabiliyorsan, ben insanı bundan daha fazla geliştiren hiç bir olmadığını düşünüyorum.

Size bu süreçte kolaylıklar diliyorum..

sevgi ve saygılarımla

Hakan Gökbayrak

Hakan Bey’den önerilerimi uygulamaya çalıştığını anlatan bir e-posta daha aldım. Sonrasında kendisi ile bir çok kez yazıştık. Çok kötü hissettiği, hayal kırıklıkları yaşadığı zamanlar oldu. Ancak benim gördüğüm gitgide daha iyiye gidiyor olduğu idi.

İlk mesajından tam 10 gün geçtikten sonra 28 Ağustos tarihinde şöyle bir mesaj aldım:

Hakan bey merhaba ,

Nasılsınız ? 

Bende durumlar düzeldi biraz , dükkanı tuttum hazırlık çalışmalarına başladım ,tatlı ve heyecanlı bir telaş içerisindeyim  aksilik olmaz ise 7 eylül gibi açmış olacağım görselleri de paylaşırım sizinle.

Herşey için teşekkür ediyorum irtibatta kalmak isterim sürekli , Didim tarafına yolunuz düşerse mutlaka beklerim telefonum var sizde görüşmek üzere.

Sevgiler ,Saygılar.

Hakan Sarı

Hakan Bey, 7 Eylül’de yeni işyerini açtı. İşleri oldukça iyi gidiyor. Oldukça sarsıcı olaylar yaşadığı için her şey çok güzel diyemeyiz ancak hayata daha umutlu bakıyor.

Bu yazdıklarımdan Hakan Sarı’nın benim önerilerimden sonra hayata döndüğü bir anlam çıkmasını asla istemem. Ancak bu önerilerin işe yaradığını, ciddi bir patolojik bir problem olmadığı sürece, herkeste de yarayabileceğini söyleyebilirim.

İnsanın dört enerji boyutu vardır: Fiziksel, Zihinsel, Duygusal ve Ruhsal Enerji. Düzenli ve sürekli olarak bu enerjileri beslersek zaman içerisinde kendimizi iyi hisseder, hayatın getirdiği zorluklarla daha kolay başedebiliriz. Özellikle de kriz zamanlarında bu dört enerji alanı ile ilgili bir şeyler yapmak, içine düştüğümüz cendereden çıkmamıza yardımcı olur.

Örneğin duygusal olarak kendimizi kötü hissediyorsak, bu durumu hafifletmenin yolu, kendimizi kötü hissetmemize yol açan düşüncelerin zihnimizde bir sarmal haline gelmesine izin vermeden, dertlerimizi, sıkıntılarımızı, acılarımızı başka insanlarla paylaşmaktır.

Hakan Sarı’nın beni internette tesadüfen bulup, mesaj atmasını çok anlamlı buluyorum. Çünkü çoğu zaman zor zamanlarımızda yardım istemekten çekiniyoruz. Halbuki Acılar paylaştıkça azalır, Sevinçler de paylaştıkça artar. Click To Tweet

About Hakan Gökbayrak

“Kişisel Verimliliğinizi Arttıracak 10 Alışkanlık” e-kitabıma ücretsiz sahip olmak için lütfen üye olun.