Kişisel Verimlilik Sanatı

Zihin, Beden, Ruh, Denge

Hayatın 4 Yönü

image

“Hayattan ve yaptığım işten keyif alamıyorum”

“Kendimi sıkışmış hissediyorum, hayatım çok monotonlaştı”

“Üst yönetimin hedef baskısından artık bıktım. Bana hiç değer vermiyorlar”

“Her işime karışılıyor, kendimi özgür hissetmiyorum”

“İşimi kaybetmekten korkuyorum”

“Gelirim hep azalıyor ama hep daha fazlasını yapmak zorundayım”

“İşte olduğu gibi evde de huzurum yok”

Bunlar günümüz insanın serzenişleri…Hayatın 4 temel enerji düzeyinin tatmin edilmemesinden kaynaklanıyor. Bunlar; fiziksel enerji (beden), sosyal enerji,zihinsel enerji, ruhsal enerjidir. Stephen Covey’in bunları şöyle tanımlıyor: Yaşamak, sevmek,öğrenmek ve ardında bir miras bırakmak…Bu 4 alan tatmin edilirse bir insan kendini daha verimli, etkin ve mutlu hisseder.

Kendimize şu soruları sormakla işe başlayabiliriz:

  • Gün içerisinde fiziksel olarak enerjiniz çok düşüyor mu? Bazen kendinizi tükenmiş hissediyor musunuz? Yoksa biraz yorgun hissetseniz de belirli bir enerji düzeyini koruyabiliyor musunuz?
  • İnsanlarla güven’e dayalı sağlıklı ilişkileriniz var mı? En yakınlarınıza yeterince empati gösterdiğinizi düşünüyor musunuz? Başkaları ile rahat çalışabiliyor musunuz?
  • Düzenli olarak yeni şeyler öğreniyor musunuz? Yoksa konfor alanından çıkmadan tekdüze bir şekilde mi yaşıyorsunuz?
  • Yaşamınızdaki en önemli değerlerin farkında mısınız? Yaşama tutku ile bağlanmanızı sağlayan bir amacınız var mı? Bazen tek başınıza kaldığınızda “siz öldükten sonra arkanızda nasıl bir miras bırakmak istediğinizi, insanların sizin hakkınızda neler konuşacağını” hiç düşündünüz mü?

Bu ihtiyaçlardan herhangi biri karşılanmadığında diğer 3 alanı da olumsuz etkiler. Örneğin düzenli olarak egzersiz yapmıyorsak fiziksel enerjimizin zaman içerisinde düştüğünü görürüz. Bu bizi mutsuz eder, ilişkilerimizin kalitesi düşer, odaklanmakta zorluk çekeriz, zaman içerisinde ruhsal olarak da kendimizi kötü hissederiz. Bu negatif sarmal artarak devam eder. Tam aksine bu alanlardan herhangi birisine yatırım yaptığımızda diğerlerini de olumlu etkiler. En çok ihmal edilen alan olan ruhsal enerjimizi geliştirecek bir şeyler yaptığımızı düşünelim. Örneğin bir hayır kurumunda karşılıksız olarak hizmet etmek, transandantal meditasyon gibi…Bir süre sonra sihirli bir değnek değmiş gibi kendimizi daha enerjik hisseder, hayata daha pozitif bakarız. Bu durum insan ilişkilerimizin kalitesini olumlu yönde etkiler. Bu kez de gitgide büyüyen bir pozitif sarmal oluşturur. Bu 4 enerji düzeyine biraz daha yakından bakalım:

Fiziksel Enerji: Doğru nefes almak, (diyafram nefesi) sağlıklı beslenmek, kaliteli uyku gibi faktörler fiziksel enerjimizi pozitif yönde arttırır. Tam aksine düzensiz ve yetersiz uyku, vücudumuza giren toksin maddeler fiziksel enerjimizi düşürür. Bunun yanında dağınıklık, gereksiz şeyler satın alma, ihtiyacımız olandan daha fazlasına sahip olma hırsı, sürekli borçlu yaşama gibi faktörlerde fiziksel enerjimizi azaltır.

Sosyal Enerji: Kaliteli ilişkiler sosyal enerjiyi besler. İnsanlar ile güvene dayalı ilişkiler kurmak, verdiğimiz sözleri tutmak, karşımızdaki insanı gerçekten anlamak, tepkilerimizi birkaç mili-saniyede oluşan dürtülerimize göre değil rasyonel aklımızın süzgecinden geçen davranışlarımızla göstermek sosyal enerjiyi besleyen önemli faktörlerdir.

Zihinsel Enerji: Bir çok insan okuldan mezun olduktan sonra artık öğrenme sürecinin bittiğini düşünür. Bu büyük bir yanılgıdır. Öğrenme süreci hayat boyu sürmelidir. Analiz edebilme, büyük resmi görme, hayal kurma, berrak düşünebilme gibi yetiler zihinsel enerjimizi geliştirir.

Ruhsal Enerji: Dikkatimizi kendi dışımızda bir amaca yöneltmek, insanlara karşılıksız hizmet etmek ruhsal enerjiyi besleyen en önemli faktörlerden bir tanesidir. Genelde insanlar “hep başka insanları düşünürsem benim ihtiyaçlarımı kim düşünecek” diye düşünür. Bu büyük bir paradokstur. Çünkü bir insan eğer “ben-merkezci” ise kendi ihtiyaçlarını karşılayacak enerjiyi bulamaz. Bir filozof insanlara karşılıksız yardım etmenin en bencil davranışlardan bir tanesi olduğunu söylemiş. Çünkü yardım ettiğiniz insandan daha çok size katkı sağlar. Bu işin püf noktası herhangi bir karşılık beklemeden yardım etmektir.

İçinden yaşadığımız kültür ne yazık ki bu 4 enerjiyi beslemiyor aksine köreltiyor. İnsanları zehirleyen ve hasta eden toksin gıdalar, sabun köpüğü gibi sadece menfaate dayanan ilişkiler, tek odağı cinsellik olan kadın erkek ilişkileri, tüketmeye ve doğayı yok etmeye dayalı bir ekonomi sistemi, medyada, reklamlarda ben-merkezciliği destekleyen yayınlar, insana değil sadece rakamlara önem veren bir iş dünyası bunun sadece bir kaç örneği…

Bu bloğun temel amacı “nasıl daha çok iş yaparız” değil “nasıl doğru işleri yaparız”dır. Çünkü gerçek verimlilik budur.İşleri doğru yapmaktan daha önemlisi doğru işleri yapmaktır.

Bu blog benim için aslında öğretme ve bilgi verme aracı değil bir öğrenme sürecidir. Bunu yaparken bloğun takipçilerine de bir katkısı olursa ne mutlu bana…